Enmatrak.Com | Forum-Mp3-Dizi-Divx-Oyun-Eğlence  


Geri git   Enmatrak.Com | Forum-Mp3-Dizi-Divx-Oyun-Eğlence > En Matrak - Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi - Şiir > Sende Fikrini Paylaş! > Derin Düşünce

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 08-05-2010, 05:55 AM   #1
Root Admin
Allah'ım, gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle; Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle.
 
-->DoRuK<-- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 23.773 Konular: 6529

Mood
Sansli

Teşekkürleri: 524
414 mesajına 502 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 5000
Rep Puanı : 2147483647
Rep Seviyesi : -->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun-->DoRuK<-- Repi Fulledin Hadi Hayırlı Olsun
Standart Türk Erkeklerini ve İslam’ı karalayan Almanca kitap !!!

Bilin bakalım bu kitabı kim yazdı? Necla Kelek isminde bir Türk Kadını! Müslümanları ve İslam’ı olumsuz yönde eleştirmeyi artık Avrupalılar yapmıyorlar. Kendi insanları içinden uygun birilerini seçip, bu görevi onlara „devrediyorlar“. Almanya’da çok satanlar listelerine giren bu kitapları Seyran Ateş ve Necla Kelek gibi Türk kadınları yazıyorlar. Almanların bazı grupları bu gibi yazarları her yönden destekliyorlar.
Kitabın genel içeriği muhafazakar Türk-Erkekleri, örf ve adetler, Türk-Erkeği modeli ve İslam ile alakalı. Kitabın yazarı bu konularla 15 sene boyunca araştırma yaptığını, değişik müslümanlarla, Almanlarla, hocalarla, genç Türklerle, hapishanedeki psikologlarla ve oradaki müslüman erkeklerle görüştüğünü yazıyor. Yazdıklarının bilimsel kaynaklara dayandığını belirtiyor. Yazdıkları hayat hikayeleri toplumdan kendi seçtiği –genelde olumsuz- örnekler ve kendi görüşleridir. Bazen farklı kaynaklar da kullanmış fakat kitabın içinde hangi cümleyi hangi kaynaktan aldığını belirtmemiş.
Lafı fazla uzatmadan sizlere kitap içinden örnekler vermek istiyorum:
Kitabın başlarında doğu Türkiye, köy hayatı ve zor hayat şartlarında yaşayan bazı Türk erkeklerinden bahsediliyor. Genç köylü erkeği başlık parasını ödeyemediğinden kızı kaçırıyor…Doğulu bir ailenin hayat hikayesi örnekler verilerek anlatılıyor. Mesela berdel, imam nikahı, fakirlik, gelinin kayınvalide yanında yaşaması, şehre göç, kadının evden kovulması, hayaller, islami adetler, hastalıklar, intihar…Vakti olanlar yazının son bölümünde kısa hayat hikayelerini okuyabilirler.

Ben daha da önemli bulduğum kısımları size kısa maddeler halinde yazdım. Vakti çok kısıtlı olanlar sadece 7., 14., 15., 16., 18., 19. ve 20. Maddeleri okuyabilirler:
1- Erkek çocukları müslüman-Türk kadını için önemli bir varoluş (simgesi). Erkek çocuk doğurduktan sonra vazifesini yerine getirmiş olup, „Gelin fiyatını“ ödemiş sayılıyor.
2- Erkek çocukları ataerkil düzene göre ailenin düzenini-sorumluluğunu üstlenirler.
3- Batılı giyindiği, namaz kılmadığı halde, kocasının yanında hizmetçi rolünde „tutuklu“ kadın. Sayfa 118.
4- Erkek çocuğu (Erkek) kadınlara emir verebilmeliydi. Sayfa 122.
5- Kız çocukları ergenlik çağından itibaren evlere kapatılıyor, küçük kardeşleriyle ilgileniyor, başlarını örtüyorlar. Yalnız başına dışarıya çıkmalarına izin verilmiyor. Baba ve erkek kardeşler kızların dışarıda neler yapabileceklerine karar veriyorlar. Sayfa 129.
6- Sünnet çocuklarının sonraki günlerde pansumanları acılı oluyordu. Sıcakta yaraları çabuk iyileşmiyordu. Sayfa 137.
7- Erkeklerin sünnet olması gerektiği Kur’an’da geçmiyor. Kâbe’ye hacca gidenler için sünnet bir mecburiyet. Birkaç hadiste de bu sünnetin taklit edilmesi gerektiği bildiriliyor. Buhari-Hadis no. 6298, Müslim-Hadis no. 2370. Sünnet olmak, şimdiki zamanda sakal bırakmak gibidir. Sakal bırakanlar kendilerini inançsızlardan, müslüman olmayanlardan ve „temiz olmayanlardan“ ayrı tutmak için böyle yapıyorlar. Müslümanlar, İslam öncesi Yahudilerde adet olan sünneti kendi sünnetlerine adapte etmişlerdir. Sayfa 138. (Bu yazdığım özet, kaynak belirtildiği için Necla Kelek’e ait görünüyor).
8- Aydın Türkler bile sünnetin faydalarından bahsediyorlar. Bazı ürologlar tarafından sünnetin zararları açıklandığı halde (Mesela Gérard Zwang), Almanya’daki Türkler sünnetten vazgeçmiyorlar. Sayfa 141.
9- Acılı tecrübe ve kayıp (Sünneti kasdediyor) iyi birşey olarak görülüyor, çünkü bu (müslüman) toplumunda kabul ediliyor-takdir ediliyor. Sünnet ile erkek çocukları ümmete aidiyet kazanıyor ve onların emri altına giriyor. Sünnetsiz erkek müslüman kadınla evlenemez, çünkü onu kirletir. Ben müslüman kadınlara sünnetsiz erkekle evli olduğumu söylediğimde inanmıyorlar ve tiksiniyorlar. Müslüman öğrencime, tanrının erkeğe o „Kabuğu“ verdiğini ve bu hediyenin neden kesilmesi gerektiğini sordum. Bana „Erkekler için bu bir imtihandır. Bu fedakarlığı kabullenmeyen, Allah’ın diğer buyruklarına da boyun eğmez“ cevabını verdi. Sayfa 143.
10- Erkek çocukları anneleri tarafından prens gibi şımartılıyorlar. Babaları tarafından yalnız bırakılıp sokağa gönderiliyorlar. Kadınları hakir görme alıştırmaları yapıyorlar. Sayfa 145.
11- Kitapta Almanya’daki müslüman ve Türklerin yaşantılarından bahsediliyor. Ayrıca yaşı küçük müslüman öğrencilerin cahilce yaptığı yorumlara da sanki bütün müslümanları temsil ediyorlarmış gibi yer veriliyor. Gençlerin aileleriyle değil, daha çok arkadaşlarıyla vakit geçirdiklerini, Kur’an kursuna gittiklerini ve genelde başarısız olduklarını anlatıyor.
12- Bir Türk genci, başörtülü kızların isteyerek başörtülü dolaşmadıklarını söylüyor. Sayfa 160.
13- Genç Türk erkekleri hayatlarındaki hedefin evlenip, mutlu yuva kurmak olduğunu, hanımlarının şerefli ve sadık olması gerektiğini söylüyorlar. Sayfa 161.
14- Başlık: „Sevgisiz-aşksız bir hayat“. Devamı: „ Bakara Suresi, Ayet 223 - Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. (…)“. Cinselliğe İslam’da sadece evlilik içinde izin vardır. Erotizm ile fazla alakası yoktur, erkeklerin cinsel dürtüleriyle ve şiddet ile alakalıdır. Müslüman-Türk toplumunda kadının hakir görülmesi ve kötü muamele edilmesi, üzerinde konuşulmayan karanlık bir tabudür. Aslan (Erkeğin ismi) gerdek gecesinde herşeyi genel-evdeki gibi uygulamak istiyordu. Birşeyler yapmak istiyordu ama saatler geçse de başaramıyordu. Ertesi günü kanlı çarşafı vermesi lazımdı. Durumu teyzesine anlattı. Teyzesi gerdek odasına girip, gelinin bakireliğini parmağı ile bozdu, gelin bağırdı. Teyzesi kanlı çarşafı aileye göstermek için dışarıya götürdü. Sayfa 165 ve 166.
15- Erkeklerin çoğunun genelevi tecrübeleri var. „Or..pu, f.hişe“ gibi küfürleri çok sık kullanıyorlar. Kadın cinsel isteğini yerine getirmezse dövmeyi çok normal buluyorlar. Erkeğin tatmin olması ve dölünü akıtması gerekli. Bir erkek: „Bir kadınla cinselliği yaşayamayacaksam, onunla daha başka ne yapabilirim?“ diyor. Sayfa 169.
16- Muhammed dişi tanrıçalar Allat, Al-Ozza ve Manat’ı lanetledi, sembollerini tahrip etti, dişi korumalarını öldürttü. Dişi tanrıçaların üzerindeki galibiyet aynı zamanda erkeğin kadın üzerindeki galibiyetiydi. Muhammed kadınlara güvenmiyordu, erkeklerin de içgüdülerini kontrol altında tutabileceğine güvenmiyordu. Muhammed’e göre akılcılık ve özdenetim yoktu, sadece dürtülerin kontrolü ve tatmini vardı-erkekler için.
17- Kur’an’dan 4. Sure Ayet 34’ün bir kısmı örnek veriliyor: “Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün”.
18- Cinsel ilişki mütedeyyin müslümanlar arasında ve İslam’da pis bir eylem olarak algılanıyor, bu yüzden ilişki evvelinde kısa dua okunuyor ve sonrasında yıkanılıyor. (Çarpıtmalara ve yalanlara bakın!) Fatima Mernissi’den alıntı yaparak: “(İlişkide) çeşitli ritüellerle duygusal bazda uzaklaşılır ve cinsel haz en esaslı görevine indirgenir: Orgazm ve üreme. İslam’ın bildirisi güzel olsa da, insanlığın sadece erkeklerden ibaret olduğunu düşünüyor”. Sayfa 171.
19- Diğer sayfalarda Türklerin ataerkil toplumundan, baba dayağının kabul edilmesinden, aile diktatörlüğünden, erkeklerin eşlerini seks objesi olarak gördüklerinden, erkek-kız çocuklarının birbirinden ayrı büyütülmesinden, müslüman Türk erkeklerinin sevgisiz büyütüldüklerinden ve Allah korkusuyla yetiştirildiklerinden, dünyayı siyah-beyaz görmelerinden, duygularını geliştiremediklerinden, soru sormanın “yasak” olduğundan, töre kanunlarının kabul edilmesinden ve bunlara sorgulanmadan riayet edildiğinden, problemler hakkında susulmasından, Kurban Bayramı’ndaki vahşi durumlardan (bütün ayrıntılarıyla hayvanların nasıl can çekiştiğini-işkence edildiğini ve Hürriyet Gazetesi’nden alıntılarla) ve kurban kesmenin Muhammed’in bir efsaneden alıntı ettiğini (Sayfa 191), hocaların kaderciliğinden, camideki 3-4 yaşlarındaki bir çocuğun namaz kılınırken ne kadar korkulu gözlerle baktığını ve babasına sarıldığını (Sayfa 205), hocaların din adamından ziyade Türkiye tarafından ücreti ödenen İslam diplomatları olduğundan (Sayfa 207), dinin daha çok taklit edildiğinden, ezber yapıldığından, şeriatten ve diğer İslam Ülkeleri’nden, bazılarının ev ve cami arası yaşadıklarından, bir hocanın yardım parasıyla geçindiğinden, internetteki fetvalardan bahsediliyor.
20- Kitabın 227. Sayfasında şöyle yazıyor (“Müslüman-Türk” bir kadının görüşleri): İsa arkasından kanun bırakmadı. Havarileriyle Muhammed gibi konuşmadı. Matthäus-Evangelium’da (13-15) -yani İncil’de- İsa insanlara “Kalpleriyle anlamalarını” söylüyor. (…) İslam otoriter bir din ve üstün hakikat ile hareket ediyor. Müslüman kişi kabul etmeli, itaat etmeli. İsa ise insanların kendilerine güvenmelerini, inanmalarını telkin ediyor ve korkmamalarını öğütlüyor. Ama Kur’an’da inanmayanları kovalayın ve onları dost edinmeyin deniliyor. (Sure 4, ayet 89). Tanrı-oğlu (İsa) korkulacak birisi değil. (…) Eski Ahit ve Kur’an kanlı-şiddetli olaylardan bahsederken, Yeni Ahit sevgi ve ümidin bildirisi. İsa’nın bildirisi bana çok yardımcı oldu. Müslüman-Türk dünyasının kontrolünden kaçtım. Ahiret korkularından kurtuldum. Hıristiyanlığın ümitli bildirisi kendime güvencimi kazandırdı. “Biz”den kurtulup “Ben” oldum.
Kitaptan kısa hayat hikayeleri, dikkat ederseniz hep hapishaneye düşen erkeklerden bahsediyor:
1- Hapishanedeki Mehmet isimli Kürt Erkeği
Mehmet 1967 senesinde doğduğunu tahmin ediyor. Çok çocuklu aileden geliyor. Ailesinin arazileri, hayvanları, dükkan ve oteli bulunuyor. Dedesi Atatürk’ün inkilapları neticesinde isyankar olmuş. Mehmet PKK için uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından Almanya’da hapishanede yatıyor. Başkalarının yüzünden hapis yattığını düşünüyor, hayatı hakkında sorumluluk üstlenmiyor. Gençliğinden beri Türklere karşı intikam, çatışmayla uğraşıyor ve aşiretinin emirleri altında yaşamış. Herşeyi doğru yaptığından emin. -Mehmet’in hayat hikayesi ayrıntılarıyla anlatılıyor.-Sonrasında özellikle aşiretlerin intikam hırsları, aşiretlerin kendi koydukları kanunlar ve şeriattan (Kur’andaki kısas-diyet ayetleri 2/178 ve 17-33 örnek verilmiş) ve Türkiye Devleti‘nin ciddiye alınmadığı şeklinde açıklamalarla devam ediyor, burada kısa kesmek istiyorum.
Mehmet’e yaptıklarından pişman olup olmadığı soruluyor: „Ben herşeyi ailem için yaptım. Babam bana silah verip dağa gönderdiyse bile, oğulları için en iyisini seçti. Biz savaştayız. Türkler suçlu. Bizi rahat bıraksınlar, işlerimize karışmasınlar. Türkler de kim oluyorlarmış?“ diye cevaplıyor.
Not: Türklerden bahsedilirken, Kürtler de örnek veriliyor. Almanlar Türk, Arap ve Kürdü ayırd edemiyorlar zaten. Dikkat ederseniz Mehmet zengin bir aileden geliyor, yoksulluk yüzünden dağlara düşmemiş.
2- Hapishanede Adem isimli Erzurumlu -zengin bir aileden- Kürt erkeği:
Adem orta yaşlarda (1956-60 yılları arasında doğduğunu tahmin ediyor) bir Türk erkeği, hanımını bıçaklayarak yaraladığından hapiste yatıyor. Hayat hikayesi siz Türkiyeliler’in bildiği zor hayat şartları içinde geçmiş. Annesi vefat etmiş. Üvey annesiyle büyümüş. Babası vefat etmiş. 15 yaşında evlenmiş, 19 yaşındayken 2 çocuk babasıymış. Sonradan Almanya’ya gidiyor. Yıllar sonra boşanma arefesinde hanımını bıçaklıyor. Adem, evliliğin, „Onlarda“ iki kişinin izdivacı olarak değil, iki erkek (aile reisi) arasında alışveriş olduğunu söylüyor.
3- Hapishanedeki kolonya kokulu Yılmaz, kadın tüccarı:
Yılmaz kısa boylu ve saygılı bir erkek, alevi, Türkçe’yi iyi derecede konuşuyor. BMW sürüyor, saçları uzun ve arkadan örgülü. Ayakkabıları sivri ve parlak. Sevginin nasıl hissedildiğini bilmiyor. Yazara „Abla“ diye hitap ediyor. 17 yaşında babasını kaybetmiş. Amcası nüfus kaydını değiştirip onu 3 yaş büyültmüş. Askerden sonra genç yaşta Almanya’dan bir kız ile evlendirilmiş. Hanımını ilk defa düğünde görmüş, birkaç yıl sonra ayrılmışlar.

4- Yazar bundan sonra hapishanedeki Rahman isimli İranlı bir erkekten bahsediyor…1979 senesinde doğmuş…Yine zor şartlar altında yaşanan bir hayat hikayesi…

5- Diğer tutuklu Almanya’da büyüyen 28 yaşındaki İbo. İbo’nun ailesi iç Anadolu’nun küçük bir köyünden geliyorlar. Meslek eğitimini yarıda bırakmış. İbo hapishaneyi ceza yeri olarak değil, disiplin yeri olarak görüyor…Annesi sabahları kahvaltısını hazırlarmış. Sonrasında eğlenmeye gider, cinselliğini özgürce yaşar, içki ve uyuşturucu ile günlerini geçirirmiş. Domuz eti de yiyiyormuş. Uyuşturucu bağımlısı olmuş, borç içinde kalmış. Problemleri hakkında ailesiyle konuşmuyormuş. Kendisini ve ailesini dindar olarak tanımlıyor. Hapishanede domuz eti yemeyi ve içkiyi bırakmış.
Çok kısaca özetlediğim hayat hikayelerine burada son vermek istiyorum.

Önemli: Kitapta bazen yazar hanım (Necla Kelek) düşüncelerini belirtiyor, bazen de hayat hikayesini anlattığı kişinin dilinden birebir aktarıyor.
Tercümeler bazen kelime kelimedir, bazen özet manaları içerir.

İslam’ı ve müslümanları eleştiren yayınlar Almanlar tarafından ne kadar ciddiye alınıyor?
1990’lı yılların ortalarından beri İslam Alman Medyası’nın ilgi odağı oldu. Bilhassa 11 Eylül olaylarından sonra müslümanların her yaptıkları ve söyledikleri manşetlere taşınır oldu. Reytingleri yüksek tutmak için genelde olumsuz örnekler veriliyor. İşin içinde gizliden İslam düşmanlığı da var tabii ki. Bu tarzdaki hayat hikayeleri Almanları da baydı artık. Müslümanlar hakkında önyargılı olanlar, olumsuz haberleri hemen kabulleniyorlar. Aklı başında olan Almanlar ise daha çok araştırıyor ve sorguluyorlar.
Sıra şimdi İslam Medeniyeti ve İslam Felsefesi’nde. En önemlisi ise, Almanlar artık müslümanlar hakkında olumsuz konuşmak yerine, onları daha yakından tanımak istiyorlar. Müslümanların üzerine bu konuda birçok görevler düşüyor.
Necla Kelek’in kitabı üniversitede bilimsel kaynak kitap olarak kabul edilmiyor.
Necla Kelek gibi birisinin Alman İslam Konfaransı’nın daimi üyesi olması üzülecek bir durumdur.
Feridun Zaimoğlu gibi saygın bir Alman-Türk yazarı bu gibi yazarlar hakkında „Aydınlanma-Histerikleri“ kelimesini kullanmıştır.
Necla Kelek kimdir?

İstanbul’da doğdu. 10 yaşında ailesiyle birlikte Almanya’ya yerleşti. İktisat ve sosyoloji okudu. Din ve göç konularında araştırmalar yaptı; (…). Alman İslam Konfaransı’nın daimi üyesidir. Hamburg ve Berlin’de serbest yazar ve yayıncı olarak yaşamaktadır.

Saygılar.. !!
__________________

[Linkleri görebilmek için üye olmalısınız. Üye olmak için tıklayınız...]



-->DoRuK<-- isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-26-2010, 12:53 PM   #2
EnMaTRaK1
Ordinaryüs
 
Üyelik tarihi: May 2009
Bulunduğu yer: EnMaTRaKTaN
Yaş: 26
Mesajlar: 36.747 Konular: 8180

Mood
Sekercik

Teşekkürleri: 25
188 mesajına 229 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 0
Rep Puanı : -2147482863
Rep Seviyesi : EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1 EnMaTRaK1
Standart Cevap: Türk Erkeklerini ve İslam’ı karalayan Almanca kitap !!!

elinize sağlık teşekkürler..
EnMaTRaK1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
almanca, erkeklerini, karalayan, kitap, türk, ve, İslam’ı

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Duden-Almanca Gramer(e.kitap) gz_antepli Çöp Kutusu 1 08-03-2010 02:01 AM
Almanca’da haftanın günleri (wochentage) aLemadaM. Almanca BiLgiLeri 1 01-10-2010 11:11 AM
Almanca’da artikel kullanım alanları aLemadaM. Almanca BiLgiLeri 1 01-10-2010 11:10 AM
Darulkitap İslam Ansiklopedisi(alıntı), 300 yeni toplam 600 islami kitap AмσηR@ Çöp Kutusu 1 12-11-2009 01:28 PM
Almanca Gremer – Düden Yayınları(e.kitap) gz_antepli Çöp Kutusu 0 08-16-2009 09:30 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:50 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
www.enmatrak.com
Şahıs Ve Kurumlara: Sitemiz Forum sitesi olup insanların bilgi paylaşımına ve mesajlaşmasına olanak sağlamaktadır. Bizler enmatrak.com'un yöneticileri olarak bu işi dostluk adına yapıyoruz. internet sitemizden hiçbir kazanç elde etmiyoruz ve etmiyeceğiz. Sitemizde sadece ve sadece yardım kuruluşlarının reklamlarına yer verilecektir .. Bu nedenle sizleri rahatsız eden, telif hakkı sizlere ait olan konuları ve kurallara aykırı gördüğünüz mesajları bizlerle paylaşınız. En matrak olarak bizlere ihbar edilmeden adli kurumlara yapılan şikayet ve suç duyurularında gerekli tüm belgelerle , derdini anlatma gereği duymadan bildiğini okuyan kişiler ve kurumlar hakkında işlem başlatacağız. Tüm bilgileri ve tüm mesajları kontrol etme gibi bir olanağımız olmadığından derdini anlat derman olalım yöntemini hizmet edinmiş durumdayız.Lütfen soru ve sorunlarınızı özel mesajla forum adminlerine veya matrakhukuk@gmail.com adresine bildiriniz.En kısa sürede gerekenler yapılacaktır Saygılarımızla.
Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Toplist

Zirve100 Toplist