|
|
#1 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: Düş Sokağı
Mesajlar: 11.121
Konular: 3642
Teşekkürleri: 110
257 mesajına 304 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 447243
Rep Puanı : 44699584
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
2004 yılı Mayıs’ı. Puslu bir bahar sabahı. Bodrum Turgutreis’te Karabağ Mezarlığı’nda hüzün dolu bir sessizlik. Karşımda iki höyük mezar, Antalya’dan gelme iki büyük çakıl taşı, iki imza. Eğiliyorum, “Şükran” ve “Yıldız”. Biri burada, diğeri öte tarafta. Buradaki fısıldadı kulağıma; “Hep aşk vardı” aslında; ![]() “Dönüp baktım arkama Avare çocukluğuma Aşktı, gördüğüm orada, İçtiğim her yudumda Isırdığım lokmada, varlıkta, yoklukta Havada, suda, yaprakta, aldığım her solukta Selam durmuşum aşka. Dönüp bakınca arkama İnce uzun yoluma Yalanlarım, doğrularım Günahlarım, sevaplarım Pul pul işlenmişti, aşkla” Yıldız Kenter’in “Hep Aşk Vardı” Oyunundan Yıldız Kenter 1928 yılında doğdu. Babası Ayan Meclisi üyesi Mehmet Galip Bey’in oğlu Hariciyeci, mühendis ve de Lozan Antlaşması’nda İsmet Paşa’nın yardımcılığını üstlenmiş Ahmet Naci Bey’di... Yıldız Kenter : ![]() “Babam çok kültürlü bir adamdı, çok güzel konuşurdu. İki dili çok iyi bilirdi. Hariciyeciydi. Glasgow Üniversitesi’nde okumuştu. Elektrik mühendisliği tahsil etmişti. Fakat aşk, onu bir İngilizle, bir İngiliz kadınıyla evlenmeye itti.” Annesi İngiliz Olga Cynthia ile (sonradan Nadide Hanım) babası 1920’lerin başında Londra’da tanışmışlar ve orada evlenmişlerdi. Çift Londra’dan sonra Ankara’ya yerleşti. Beş çocukları vardı. Jack (Olga’nın ilk eşinden), Nedim, Mahmut, Yıldız ve Müşfik. Yeni kurulan başkentte oldukça mutluydular. Ta ki “hariciyeciler yabancı kadınlarla evlenemeyeceklerini ve yaşayamayacaklarını” söyleyen bir yasa çıkıncaya kadar. Ahmet Naci şimdi zor bir tercih yapmak zorundaydı. Yıldız Kenter : “Benim annemin cevabı, kitabımda da var o, ‘Naci boşa beni, yoksa sevdiğin işi bırakacaksın. ’ Babam işte Ayan azası Galip Beyin oğlu, ‘Benim çocuklarım oldu artık böyle bırakamam’ diyor. Sonra bir takım güzel imkanlar çıkıyor ama yine annemin deyimiyle gizli bir el itekledi hepsini. Ve o imkanlar kullanılamıyor ve bizim için düşüş dönemi başlıyor. Babamın içki dönemi başlıyor.” Çok sevdiği Hariciyecilikten uzak kalması Ahmet Naci Bey’i alkole itti. Yıldız Kenter : “Bilmediğim her derste, başarısız olduğum her konuda, aklımın ermediği her yerde babam var nasıl olsa hemen aydınlatırdı, yardımcı olurdu. Tabi ayık olduğu zamanlar ve ayık olduğu zamanlar evdeki güzelliği anlatmak mümkün değil. Belki de çok özlediğimiz için o düzeni bize çok güzel geliyordu. Çok tertipliydi, kitaplarını toplar onları o kadar hoş düzenine sokar. Ve çok güzel sofra kurar, çok güzel portakal peltesi yapar. Ondan sonra salatalar yapar ve o mutfakta hiçbir şey kirlenmez bozulmaz, böyle düzenli bir adamdı.” Ama evde sıkıntı diz boyuydu. Yıldız da tam bu sıkıntının içine doğmuştu. Sarınacak bir bezi dahi yoktu. Bu zor dönemde Nadide Hanım (Olga) hem çalıştı hem de 5 çocuğuna baktı. Seçkin ailelerin çocuklarına verdiği İngilizce dersleri sayesinde eve ekmek giriyordu. Yıldız Kenter : “Annem tabi ki birçok dönem hem babamız oldu hem de annemiz oldu. Taşınma dönemlerimiz vardır bizim. Nerede ucuz ev varsa oraya taşınırdık, o dönemlerde babam yok olurdu ortalıktan. Annem araba bulur, o soba borularını, tel dolapları yüklenir, arabacının yanına da oturur, biz de bir yerlere sığışırsak sığışırız, tıngır mıngır taşınırdık. Baba yerleşene kadar herhalde meyhanelerde orda burda veyahut arkadaşlarıyla vakit geçirirdi sonra gelirdi.”
__________________
![]() Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim. ![]() ![]() Edeb Yâ Hû! Konu GüLCe tarafından (12-04-2010 Saat 01:12 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#2 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: Düş Sokağı
Mesajlar: 11.121
Konular: 3642
Teşekkürleri: 110
257 mesajına 304 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 447243
Rep Puanı : 44699584
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Bir İngiliz kadınının Ankara’da yaşadığı bu sefalet dikkatlerden kaçmamıştı. Bunu duyan İngiliz Konsolosluğu adamlarını göndermiş, kendisiyle birlikte çocuklarını da İngiltere’ye gönderme teklifinde bulunmuştu. Nadide Hanım kendisi için işini bırakan kocasıyla sefalet içinde de olsa aynı çatı altında yaşamayı tercih edecekti. Yıldız Kenter :Bu ortamda tanıştı tiyatroyla. Daha 11 yaşındayken Ayşe Abla’nın Çocuk Kulübü’nde. Sahnenin ilk hazzını ona Neriman Hınzır ve Nedim Otyam yaşattı. Onun tiyatroya olan tutkusuna ailesi bir süre ilgisiz kaldı. Ancak Ankara Kız Lisesi’nde okurken birden hayatı değişiverdi. 2. Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle sürdüğü o günlerde Ankara Devlet Konservatuarı’na annesine rağmen babasının sayesinde yazıldı. Yıldız Kenter : “Konservatuar yılları, harp yıllarıydı... Karartma vardı... Ekmek, şeker, çay karneyle veriliyordu... Sabah yemekhanenin kapısında kuyruğa girerdik, bir küçük külah toz şeker, dörtte bir ekmek... Bana yetiyor, artıyor bile... Bütün gün, piyano, keman sesleri, flüt, obua sesleri, şan, opera, tiyatro çalışan güzelim insan sesleri... Bir cümbüş yaşıyorum, doyamıyorum...” “Hep Aşk Vardı” Oyunundan ![]() Konservatuarı sınıf atlayarak, 9’dan 11’e geçerek, 1948 yılında bitirdi. Ardından Devlet Tiyatroları’nda çalışmaya başladı. Shakespeare’in On İkinci Gece oyunu ile ilk kez sahneye çıktı. Devlet Tiyatrolarında 11 yıl çalışacak, tam 24 oyunda sahne alacaktı; Yağmurcu, Gılgameş, Finten, Gelin, Şatoya Davet, Miras, Öfke ve Çöl Faresi... İlk evliliğini de o dönemde yaptı. Eşi Nihat Akçan da kendisi gibi tiyatrocuydu. Ve aynı sahneyi paylaşıyorlardı. 29 Mart 1952’de kızı Leyla doğdu. Ama evliliği yürümeyecekti. Yıldız Kenter :Kısa süren bu evliliğin ardından Rockfeller bursuyla Amerika’ya gitme şansı doğdu Yıldız Kenter’e. Kızı Leyla’yı annesine bırakıp gitmeye hazırlandığı o günlerde babasıyla aklından çıkaramayacağı bir sahne yaşadı. “ E, aşkol baba, hani içmeyecektin bugün, söz vermiştin bana... Gidiyorum yarın yahu Amerika’ya! Yani üç beş arkadaşımı bir veda yemeğine çağıramıyorum gönül rahatlığıyla... İçmedim deme allahaşkına, şu haline baksana... İki de bir de içeri, odaya gidip gelip içiyordun boyuna... Al işte şişe de burada! İçirtmeyeceğim bunu sana baba, bırak diyorum... Ah! Ah! ‘Cehenemin dibine kadar yolun var dedi bana, git, gelmez ol. Gelecek olursan da beni bulma inşallah...’ Bu sözler tokattan da beter! Kıymık gibi saplandı kafama, bir daha hiç çıkmamacasına. Böyle gittim Amerika’ya... Sonra çok güzel bir mektup yazdı bana : “Ikkıt Leyla’nın, Ikkıt annesi, Ninem Yıldız, can kızım,” -Sevgi sözcükleri yetmezdi, yeni sözcükler icat ederdi- “Aklım orda diyorsun, yüreğim buruk... Af diliyorsun sonra da... Bidigam, ıkkıtım, anam suratlı can kızım, sen de biliyorsun ki, af dilemesi gereken bendim... Diledim de, nitekim... Aman ne olmuş yani, bağırdık, çağırdık, attık içimizdeki pisliği, arındık.. Bitti...” ” “Hep Aşk Vardı” Oyunundan
__________________
![]() Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim. ![]() ![]() Edeb Yâ Hû! Konu GüLCe tarafından (12-04-2010 Saat 12:57 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#3 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: Düş Sokağı
Mesajlar: 11.121
Konular: 3642
Teşekkürleri: 110
257 mesajına 304 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 447243
Rep Puanı : 44699584
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() American Theatre Wing, Neighbourhood Playhouse ve Actors’s Studio’da oyunculuk ve hocalık üzerine çalışmalarını tamamlayıp döndükten sonra tiyatroya kaldığı yerden devam etti Yıldız Kenter. Hayatının akışını değiştirecek adamla da o günlerde karşılaştı. Yıl 1956’ydı. Bir akşam Küçük Sahne’de oynanan Dünkü Çocuk’u izlemeye gitmiş ve sahnedeki oyuncu dikkatini çekmişti. Bu Şükran Güngör’dü. Yıldız Kenter :Karşılaştıkları bu dönemde Muhsin Ertuğrul, Kenter’e iki oyun önerdi, Cadı Kazanı ve Öfke. Öfke’yi kabul eden Yıldız Kenter, Şükran Güngör’le yeniden aynı sahneyi paylaşacaktı. Yıldız Kenter : “Bırakıyorum hepsini ve ağlayarak gülerek geliyorum, hep burnumda tüten güzel İstanbul’a... Politika girmişti tiyatroya... Cepheler oluşuyordu. Vatan cephesine kaydetmek için peşimizde insanlar dolaşıyordu... Ama bize asıl dokunan, politikadan hep uzak durmaya çalışan Muhsin Hoca’nın tiyatrodan uzaklaştırılmasındaki çirkinlikti... Aman Yarabbi... Biz niye pisletiyoruz her şeyi bilmem ki...” “Hep Aşk Vardı” Oyunundan ![]() 1958’de Türk Tiyatrosunun büyük ismi Muhsin Ertuğrul, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nden uzaklaştırıldı. Bir yıl sonra Şükran Güngör, Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter de Devlet Tiyatroları’ndan ayrılma kararı aldı. Birlikte İstanbul’a geldiler. 6 yıl boyunca Site, Karaca ve Ses tiyatrolarında çalışacaklardı. Aslında Ankara’dan ayrılırken akıllarında kendi tiyatrolarını kurma düşünceleri vardı. 1961 girdiğinde somut adımlar atmaya başlamışlar, Kent Oyuncuları Topluluğu’nu kurmuşlar ve bir bina sahibi olmak için girişimlere başlamışlardı. Ama ellerinde para yoktu. Bu sorunu ilginç bir yöntemle aşmaya çalışacaklardı. Yıldız Kenter :Koltuk satmak için çaldıkları kapılardan biri de İsmet Paşa’nınkiydi. Yıldız Kenter :
__________________
![]() Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim. ![]() ![]() Edeb Yâ Hû! |
|
|
|
|
|
#4 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Aug 2009
Yaş: 26
Mesajlar: 39.501
Konular: 26
Teşekkürleri: 2
41 mesajına 42 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 21475660
Rep Puanı : 2147483647
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Teşekkürler eline sağlık...
|
|
|
|
|
|
#5 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: Düş Sokağı
Mesajlar: 11.121
Konular: 3642
Teşekkürleri: 110
257 mesajına 304 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 447243
Rep Puanı : 44699584
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yıldız Kenter ve Şükran Güngör o günlerde hem iş hem de özel hayatlarında ayrılmaz bir ikili haline gelmişlerdi.
İnandırıcı, elleri babasının elleri kadar “yumuşak ve şefkatli dokunan” adama, uzun bir arkadaşlık döneminden sonra aşık olmuştu Yıldız. Yıldız Kenter :Şükran Güngör’ü kabul etmeyen Yıldız Kenter’in annesi Olga’ydı. Onu biraz “köylü” bulmuş, kızının bu parasız, pulsuz, çulsuz adamla evlenmesini istememişti. Yıldız Kenter :Aslında Şükran Güngör’ün ailesi de evlenip boşanmış, çocuk sahibi bir kadına çok sıcak bakmamıştı. Ancak onlar 1964 başladığında nikahta kararlıydılar. Gözlerden uzak bir evde masaya oturdular. Yıldız Kenter :Yıldız Kenter o zor günlerde annesinden nikahını saklamaya kızını da Şükran Güngör’e ısındırmaya çalışıyordu. Yıldız Kenter :Evliliklerinin gizliliği çok sürmedi. Yıldız’ın ağabeyi Nedim her şeyi annesine anlatmıştı.
__________________
![]() Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim. ![]() ![]() Edeb Yâ Hû! Konu GüLCe tarafından (12-04-2010 Saat 01:08 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#6 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: Düş Sokağı
Mesajlar: 11.121
Konular: 3642
Teşekkürleri: 110
257 mesajına 304 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 447243
Rep Puanı : 44699584
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
1968 sonbaharı geldiğinde bir başka hayal daha gerçek olmuş Kenter Tiyatrosu binası bitmişti.
Bekçisinden, oyuncusuna kadar herkesin ortak olduğu tiyatro büyük coşkuyla açılmıştı. Bu yepyeni dönemde Yıldız Kenter, Kenterler topluluğunun sahneye koyduğu oyunların birçoğunda oyuncu, dramaturg ya da yönetmen olarak görev aldı. Ancak bina yapımı sırasında süren para sıkıntısı borçların ödendiği dönemde de bitmemişti. Yıldız Kenter :1976’da daha sahnelerine doymadan Doğan Sigorta’yı satın alan Akbank temelinden başlayarak bin bir emekle kurdukları tiyatroyu satışa çıkarma kararı aldı. Tiyatro uğruna verdiği mücadeleyi, çektiği acıları evinde kocası Şükran Güngör’le birlikte geçirdiği zamanlarda dindirebiliyordu Yıldız Kenter. Yıldız Kenter ve Şükran Güngör’le bütünleşen Uğurlugiller ailesi ise hiç kuşkusuz radyo günlerimizin unutulmazlarındandı. Yıldız Kenter :Yıldız Kenter Türk sinemasında da vardı. İlk filmi olan Vatan İçin 1951 yapımıydı. Memduh Ün’ün yönettiği Ağaçlar Ayakta Ölür’deki performansıyla sinema oyunculuğunu da kanıtlamıştı. 1964 yılında çekilen Pembe Kadın’da Şükran Güngör’le birlikte başarılı bir oyunculuk sergilemişti. Anneler ve Kızları filminde bir anneyi oynamış kızı Leyla, filmde de kızı olmuştu. Kartal Yuvası’sı adlı Kıbrıs konulu bir filmde de rol almıştı. 1972 yapımı Fatma Bacı’da rol arkadaşı eşi Şükran Güngör’dü. Hanım filmi ise sinemadaki zirvesiydi onun. 2000 yılında Zeki Ökten’in Güle Güle filminde de rol aldı Yıldız Kenter. Rol arkadaşı Şükran Güngör’dü yine. Güngör buradaki oyunuyla Antalya film festivalinde “En iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü aldı. Ardından Handan İpekçi’nin Büyük Adam Küçük Aşk filmi geldi. Yıldız Kenter eşiyle son kez kamera önüne çıkmıştı. Ancak büyük tartışmalar yaratan film yasaklandı. Şükran Güngör belki de bu küskünlükle ölüme yürüdü. 2002’nin Eylü'lünde hayata veda etti. Yıldız Kenter yarım asırlık hayat arkadaşını son defa paylaştıkları sahnelerinden uğurladı. Peşinden mektuplar yazdı ona; Canım’a ilk mektup Şükraaaan! Bebeğim Koca kafalım Kara adamım Eğri bacaklım Yakışıklım Bunları çabucak, arka arkaya sıraladığımda gülerdin mutlaka. İnanılmaz güzellikte bir gülüş. Mahmut'un çektiği resimdeki gibi... En İyi Oyuncu ödülünü aldığında, sevinçle kucaklaştığımızda çekilen fotoğrafımızdaki gibi... O resimlere ve kafamdaki sonsuz resimlerine baktığımda, büyük acıma senin gibi gülümseyerek bakmaya ve büyümeye çalışıyorum. Kafamda, yüreğimde, önümde, ardımdasın. Hep yanımdasın. Çiçeklerde, esen rüzgarda, doğan güneşte, incecik beliren ayda, dolunayda hep sen varsın. Yanımdasın. Seni duyuyorum, seninle yaşıyorum. Sana uzanmak, o şefkatli ellerine dokunmak istiyorum. Dokunamıyorum... Ağlıyorum. Yıldız, Ankara Yıldız Kenter Sırça Kümes oyunuyla döndü tekrar sahnelere.Bugün 77 yaşında. Bin günlük bir sürede, bin 500 kere sahneye çıkmış yorucu rollerin büyük ismi halen 7 yaşındaki küçük bir kızın heyecanıyla çıkıyor seyircinin karşısına. Ve “Hep aşk vardı” diye sesleniyor onlara... Yazar : Yazar Barış Duran (Yazarımız Barış Duran'ın CNN Türk'te yayınlanan "Yüzyılın Aşkları" Belgeselinden derKi için derlemesidir.)
__________________
![]() Ağzıyla kuş tutsa da sevemediğim insanlar var benim! Bir de canıma okusa bile sevmekten vazgeçemediklerim. ![]() ![]() Edeb Yâ Hû! |
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| yıldız |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sarı Yıldız Mavi Yıldız Türküsü | ZeMHeRi | Türkü Hikayeleri & Halk Oyunları | 0 | 09-11-2010 02:04 AM |
| Rüyada Yıldız | EnMaTRaK1 | Rüya Tabirleri | 0 | 09-07-2010 02:00 PM |
| Ruj - İçi Boş Yıldız [20-04-2010] | sadow | Çöp Kutusu | 1 | 04-22-2010 02:49 PM |
| Yüksel Yıldız | HaRuN | Biyografi | 1 | 04-07-2010 08:49 AM |
| yıldız kız | MC | Roman | 0 | 11-19-2008 10:28 AM |