|
|
#1 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 23.786
Konular: 6529
Teşekkürleri: 524
414 mesajına 502 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 5000
Rep Puanı : 2147483647
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dini, dili, mezhebi, ırkı ne olursa olsun, herkesle eşit vatandaş olmaya hazır mıyız? 1911'den 2011'e kadar bu sorunun cevabı nasıl değişti gelin beraber bakalım:
1911’den 2011’e Müslüman’ın ‘ötekiye’ bakışında ne değişti? Canınızı sıkmayı göze alıp yazıma sert bir soru ile başlayayım; dini, dili, mezhebi, ırkı ne olursa olsun eşit vatandaş olmaya hazır mıyız? Kimsenin hangi anneden doğduğuna, ibadet için hangi mabede gittiğine bakmaksızın eşit vatandaşlığa… Evet, hazır mıyız, adı Mehmet, Agop, Ali Haydar da olsa devlet karşısında eşit haklara sahip olmaya, kimseyi itmemeye, ötekileştirmemeye? Bu soru Osmanlıdan günümüze kadar hep sorula geldi ama bir türlü cevabı da bulamadı. İlk olarak 1839’da Tanzimat fermanı ile adalet ve eşitlik gündeme getirilmiş, bunun üzerinden Osmanlı vatandaşlığı ön plana çıkarılmak istenmiştir. Eşit vatandaşlığa hazır olmayan halk tarafından konunun algılanması ‘artık gavura gavur denmeyecek ‘şekilde olmuştu. Yıl 1911’dir, bu tartışmalar bütün heyecanı ile sürüp gitmektedir. Gayrı Müslimlerle eşit vatandaşlık konusunu bir türlü kabul edemeyen bazı Kürt aşiretleri İslami gerekçelerle ayaklanır. Bunun üzerine Bediüzzaman Said Nursi kalkar şark vilayetlerine gider. Amacı onları ikna etmektir. Eşit vatandaşlığın İslam’a aykırı olmadığını onlara anlatmaya çalışır. Kendisine itiraz kabilinden şöyle bir soru sorarlar; ‘şimdi Ermeniler kaymakam ve vali oluyorlar; nasıl olur’? Bediüzzaman’ın cevabı çok nettir; Saatçi ve makineci ve süpürgeci oldukları gibi. Zîrâ, meşrûtiyet, hâkimiyet-i millettir; hükûmet hizmetkârdır. Meşrûtiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli reis değiller, belki ücretli hizmetkârlardır. (Münazarat, s. 79-80.) Said Nursi bir gayrimüslimin hâkim, vali vb devlet memuru olmasında İslam açısından hiçbir sakınca olmadığını uzun uzadıya anlatıdır, hukukta müsavatı savunur. Yıl 2011. Yani tam yüz yıl sonra ben bu yazıma eşit vatandaş olmaya hazır mıyız diye sorarak başladım. Anlaşılan o günlerden bu günlere çok bir şey değişmemiş. Hala aynı konuları tartışıyoruz. Tabii bunda kurtuluş savaşında yaşanan derin trajedinin de büyük etkisi var. Cumhuriyet işte bu psikoloji üzerine bina edildi. Bazı gayrimüslim vatandaşların düşmanla işbirliği derin izler bıraktı. İsyan eden bazı gayrimüslimlerdi ama tamamı aynı kategoride görüldü. Bu bakış günümüze kadar yani çocukları ve torunlarına kadar. Bu psikoloji üzerinden sistem gayrimüslimleri vatandaşlarına hep iç düşman olarak baktı. Eğitim sistemi ve uzantısı medya bu psikolojiyi pekiştirdi. Maalesef bu bakışı halklara da kabul ettirdi. Vergisini aldığı kendi vatandaşına ikinci sınıf insan muamelesi yaptı. Askeri uçaklar bir dönem güneydoğu da Öcalan için ‘ermeni dölü’ diye broşür atarken o uçakların ermeni vatandaşlarının vergisi ile de alındığını diye hiç hesap etmedi. SİSTEM ÖTEKİLERİ İÇ DÜŞMAN OLARAK GÖRMEKLE DE YETİNMEDİ Sistem sadece Ermeniler, Süryaniler, Rumları iç düşman görmekle yetinmedi, Alevileri ve Sünni dindarları da iç düşman tanımına soktu. Birine kötülemek için Ermeni derken diğerini de cemaatçi dedi damgaladı. Damgalamadığı sadece küçük bir azınlık kalmıştı. Sistemin istediği ölçüde Türk, istediği ölçüde Müslüman ama alabildiğine laik yaşam tarzlı olmak zorundaydınız. Yoksa bazı hak mahrumiyetleri yaşayabilir ya da ülkeyi terk etmek zorunda kalabilirdiniz. DEMİREL: BEĞENMEYEN SUUDİ ARABİSTAN'A GİTSİN İki önceki Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in bir sözünü burada sizlere hatırlatayım. Başörtülü öğrenciler için ‘beğenmiyorlarsa Suudi Arabistan’a İran’a gitsinler’ demişti. Demirel’in bu sözü aynı zamanda sistemin ötekiye bakışını ifade eder, ‘ya dediğim gibi olacaksınız ya da kapı orada çeker gidersiniz’ demektir bu. Devletin gayrimüslime bakışı da ya hak mahrumiyetlerine razı olursunuz ya da çekip gidersiniz şeklinde oldu. Sistem insanları kimlik ve inançları ile ötekileştirdi, evet doğru. Ama asıl benim üzerinde durmak istediğim konu Müslüman dindarların sistemin ötekileştirdiklerine bakışındaki problemin varlığı. Sistem ötekileştirdiğine nasıl bakıyorsa, bazı dindarların da onlara aynı şekilde baktığını söylesem acaba haksızlık etmiş olur muyum? Daha açık bir ifade ile mesela bir gayrimüslim veya alevi bir vatandaşımıza bakışta bir dindarın Kemalistlerden, laiklerden pek bir farkı var mıdır? Yetiştirildiği eğitim sisteminin ne kadar tesiri altındadırlar? Sistem dindarları nasıl ezdi ise diğer ötekileri de aynı şekilde ezdi. Sistem yasalar karşısında herkes eşit dedi ama pratikte hiçte böyle olmadı. Gayrı Müslimler, aleviler, Kürtler devlet ile olan ilişkilerinde aynı dindarlar gibi kimliklerini gizlemek zorunda kaldılar. Gizlemeyenler de ayrımcılığa uğradılar. Hukuken eşit vatandaş ve hakları olmakla birlikte bir tek gayrimüslim vatandaşımızın vali, hâkim, kaymakam, subay, polis olmaması acaba bir rastlantı mıdır? Sıra arkadaşı iki genç düşünün, üniversite giriş sınavlarını hazırlanıyorlar. Biri ermeni yani Hıristiyan, öbürü Müslüman Türk. Ermeni genç bu ülkede her mesleği yapamayacağını bilerek mesleğini seçmek zorunda. Bu durum bir Müslüman ama her şeyden önce insan olarak sizin vicdanınızı yaralamıyor mu? Bunu görmek, empati kurmak, haksızlığı dile getirmek vicdan sahibi bir Müslüman’a düşmez mi? Tam yüz yıl önce Bediüzzaman’ın konuya yaklaşımını nasıl anlıyorsunuz? GÜLEN: HIRİSTİYANLAR BİZE HZ. İSA'NIN EMANETİ Bir dostumun Fethullah Gülen Hocaefendi ile olan hatırasını sizlerle paylaşmak isterim. Bu dostum yıllar önce akademik çalışmalar yapmak için Vatikan’a gitmeye karar verir. Amacı Hıristiyan teolojisi üzerine çalışmaktır. Gitmeden önce İstanbul’da Fethullah Gülen Hocaefendiye uğrar, duasını almak ister. Hocaefendi kendisine yaptığı nasihat müthiştir ‘unutma Hıristiyanlar bize Hz. İsa (AS) ın emanetleridir’der. Hocaefendinin bu ifadesini dostum bana anlattığında adeta çarpılmıştım. Bu ifadede bütün insanlığı kuşatan bir şefkat vardı, aç açabildiğin kadar gönlünü ummanlar gibi olsun, kalmasın dışarıda bir mahzun gönül vardı. Mevlana’nın günümüzde tecessüm etmiş hali vardı. Ama aynı zamanda da kendinden emin olma vardı. Ötekileştirmeyen ama kuşatan, sarıp sarmalayan bir bakış vardı. Kutlu doğum haftası münasebeti ile Allah Resulünün (SAV) Necran Hıristiyanlarına ibadet etmek için Mescid-i Nebevi’yi açtığını hatırlatmak isterim. Bugün Sultanahmet camiinde böyle bir şey düşünebiliyor musunuz? Zannediyorum kıyamet kopar. Müslümanların sistemin öteki gördüklerine karşı bakışlarını yeniden gözden geçirme zamanı geldi geçiyor sanırım. Başta ırk, cinsiyet, mezhep, din olmak üzere her türlü ayrımcılık ne insanidir ne de İslami. Kutlu Doğum haftasında Âlemlere Rahmet olarak gönderilmiş peygamberin ümmetine yakışan da her türlü ayrımcılığa karşı çıkmaktır. Erkam Tufan Aytav
__________________
|
|
|
|
|
|
#2 |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: May 2009
Bulunduğu yer: EnMaTRaKTaN
Yaş: 26
Mesajlar: 36.747
Konular: 8180
Teşekkürleri: 25
188 mesajına 229 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı : 0
Rep Puanı : -2147482863
Rep Seviyesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
teşekkürler..
|
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| bakışta, değişti, ne, Ötekiye |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| O geldi ne değişti? | -->DoRuK<-- | Galatasaray | 1 | 04-11-2011 11:32 AM |
| Bir bakışta dünya turu, | EnMaTRaK1 | Fotoğraf Bölümü | 1 | 09-16-2010 07:47 PM |
| Konya yüzde 100 değişti | BozOk | Anadolu Kulüpleri | 0 | 08-17-2010 09:39 AM |
| Helsinki tarihi değişti | BozOk | Spor Haber Arşivi | 0 | 08-10-2010 02:17 PM |
| 'Baykal değişti mi bunu bilemem, ama söylevi değişti' | mhmtcr | Çöp Kutusu | 0 | 12-10-2008 01:10 AM |